Ekoloji Genel

Dünyanın Sonuna Mı Geliyoruz?

Tarafından yazılmıştır Ramazan Korkut

Doğa iyileşirse iyileşebiliriz. İyi haberler duymak istiyorsak iyi şeyler gerçekleştirmeliyiz. Eğer haberler kötüyse gerçekleştirdiklerimizi gözden geçirmeliyiz. Çünkü işlerin yolunda gitmesi de çığırından çıkması da bizlere bağlı. Çünkü biz insanlar bu dünyadan, dünya üzerindeki her hücreden daha fazla sorumluyuz. Daha fazla tüketmekte ve daha fazlasını istemekteyiz. Hatta kalabalıklaşan bir fazlalık olarak çoğalmaktayız. Ne kadar daha fazlasına uğraşıyorsak o kadar fazlalaşmakta ve dünyaya yaptığımız basınç aynı orantıda artmaktadır. Artan basınç dünyanın ve dünya üzerindeki her hücrenin geleceğinden çalmaktadır. Çünkü ekolojik dengeye uygun, bilinçli bir döngüyü yaşamaktan çıkmış insan hayatı ne yazık ki dünyanın sonuna her geçen gün daha fazla yaklaşmamıza sebep olmaktadır. Atmosferde gittikçe artan sera gazlarının, güneş ışınlarının atmosferden geri dönüşünü engellemesi ile gerçekleşen küresel ısınma ise bu sebeplerin başında gelmektedir.

Hemen hemen tüm bilimsel çevreler ve medya kuruluşlarında, dünyanın giderek ısındığı konusunda ortak bir görüş mevcuttur. 1960’lı yıllardan bu yana Dünya, her 10 yılda 1 santigrat ısınmaktadır. Kış dönemlerinde ise bu artış 2 santigrat düzeyinde gerçekleşmektedir. (Brass 2002, Kerr 2002, Walter ve diğ. 2002). Küresel ısınmanın en belirgin etkileri ise kutuplarda görülmektedir. 1950-1990’lı yıllar arasında 67 buzul üzerinde yapılan çalışmalarda, buzulların her yıl ortalama 48 cm inceldiği belirlenmiştir. Arktik Araştırma Komisyonu’na göre, 2050 yılına kadar buzul alanları yaklaşık olarak %30, hacimce %40 oranında azalacaktır. Bu azalma, buz örtüsüne bağlı olarak yaşamlarını sürdüren su altı Diatomları,  Ayıbalıkları, Kutup ayıları ve Mors gibi canlılar için sorun yaratacaktır.  (Brass 2002, Kerr 2002). Ayrıca, buzulların erimesiyle meydana gelecek deniz suyu seviyesindeki yükselmeler taşkınlara, erozyona ve artan sediment taşınımına neden olacaktır. Bunun yanında, buzulların erimesiyle bu bölgelerde evler, yollar, havaalanları, boru hatları zarar görecek, toprak kaymaları meydana gelecektir (Anon.2005)

Buzullardaki mevcut hacmin % 28 ila % 44’ü sürdürülemez durumda; mevcut iklimde bu hacim er veya geç eriyecektir. 1,5 santigrat ve 2 santigrat dereceye kadar ısınma durumunda ise, buzulların erimesi sonucunda “0,15 ila 0,2 metrelik” deniz seviyesi artışı gerçekleşecektir. Bu 2030 yılları civarında sahil şeridinde yaşayan 400 milyon insanın risk altında olduğu anlamına geliyor.

Atmosferde Arktik sınır tabakaları daha sıcak ve nemli hale gelecek, bulutsuzluk artacak ve fırtına mevsimleri daha erken dönemde başlayıp daha geç süreçlere kadar devam edecektir. Nemlilikteki artış, dondurucu sis ve çiselemelerdeki artışın yanı sıra okyanus yüzeyine yakın kısımlarda tabakalaşmaları arttıracaktır. (Brass 2002). Aksay ve diğerlerine göre (2005), küresel ısınma nedeniyle 2050 yılına kadar bitki ve hayvan türlerinin dörtte biri yok olacaktır.

Küresel ısınma yaban hayatını da olumsuz etkileyecektir. Özellikle belirli yaşamsal aktiviteleri başlatmada zamansal uyarılara ihtiyaç duyan birçok canlı için mevsim değişiklikleri önemli problemler yaratabilir. Kuşların göçleri, üreme mevsimleri, günlük beslenme aktiviteleri karışabilir veya mevsimlerin kısalması ya da uzamasıyla karmaşık bir hale gelebilir (Anon.2008).

Bütün bu kehanetler artık uzak değil yakındır. Nitekim son zamanlarda Amerika-Çin-Japonya gibi ülkelerde meydana gelen kasırgalar ve hortumlar incelendiğinde her geçen yıl daha şiddetli ve çoğalarak gelen bir felaketin haberi alınmaktadır. Örneğin Çin’de hava kirliliğinin çok tehlikeli boyutlara ulaşmasının ardından, şişeler içinde temiz Kanada dağ havasının satılması bizi nasıl bir geleceğin beklediği konusunda ise ürkütmelidir. Ayrıca bir insan bedenini ele alacak olursak, örneğin bir ayağını kaybeden insanın yürürken zorlandığını ve hayatının belli yönlerden aksaklığa uğradığını görebiliriz. İki ayağını kaybeden insan için daha fazla aksaklık veyahut gözlerini kaybeden ve göremeyen insanlar için ise daha farklı aksaklıklar dile getirebiliriz. Dünya’yı da bütünüyle bir insan bedeni gibi düşünürsek kaybettiği her şeyin mutlak bir aksaklık getireceğini algılamalıyız. Dünya doğasını kaybediyor. Dünya buzullarını kaybediyor. Dünya temiz havasını, ormanlarını, oksijenini kaybediyor. Dünya temiz içme suyunu kaybediyor… Bütün bu kayıplar bir aksaklık olarak tüm dünyanın sonunu hızlandırıyor.

Dolayısıyla gelecek nesiller bir vesileyle kendilerine şunu sorabilirler; “Atalarımız ne düşünüyordu?” “Dünya vurdumduymazca sona sürüklenirken ve ellerinde hala bir şans varken neden harekete geçmediler?”  bu soru geleceğe bırakılırsa her şey için çok geç olabilir. En iyisi bu soru şimdi sorulmalıdır. Yaşam şeklinizi değiştirmeye hazır ve nazır iseniz, bu iklimsel krizi aşabiliriz. Çevreye yaydığımız karbondioksiti azaltabiliriz. Dünyamızın akciğerlerine sahip çıkabiliriz! Bu hususta bilinçli olursak dünyanın aşınmasına engel olabiliriz. Temiz bir dünyada yaşamak, yaşatmak istiyorsak bir an önce harekete geçmeliyiz. Doğa iyileşirse iyileşebiliriz.

Aile bireylerinize içinde yaşayacağınız dünyayı soluksuz bırakmamalarını söyleyin.

Anne-baba iseniz, yaşayacakları dünyayı korumalarında çocuklarınıza katılın.

Kaynakça

  • Aksay, C.S., O. Ketenoğlu, L. Kurt. 2005. “Global Warming And Climatic Change”, (in Turkish). S.Ü. Fen Ed. Fak. Derg. 25: 29-41.
  • Anon.2005.“Climate Change and Arctic Impacts”. CIEL, 2005. “Climate Change and Arctic Impacts”  (http://www.ciel.org/Climate/Climate_Arctic.htmlCenter for International Environmental Law)
  • Anon.2008. “Commonwealth Scientific and Industrial Research Organisation; jurisdiction:Commonwealth of Australia”. (n.d.). “ Climate Change Effects On Marine Ecosystems Report (Fact Sheet).” CSIRO Australia. From Black Sea_Environmental_Management_IW2.doc
  • Brass, G.W. 2002. “Arctic Ocean Climate Change. US Arctic Research Commission Special Publication”, 02-1, Arlington, VA, 14p.
  • Uygunsuz Gerçek Belgeseli

Yazar Hakkında

Ramazan Korkut