Ekoloji

Ütopyaların ve Distopyaların Ekolojik Geleceği Bugündür

Tarafından yazılmıştır Ramazan Korkut

Gelecekte olabilecek veyahut olması hayal edilen olumlamaların sığdırıldığı ütopyaların yanı sıra; gelecekte olabilecek veya olması tedirginlik uyandıran ve uyarılarla öngörülen olumsuzlamaların sığdırıldığı distopyaların, gelecek tartışmaları içerisindeki yeri elbette önemli.  Fakat her iki durum da objektif ve bilimsellikten sıyrılıp yanlılaştığında ise tehlikelidir. Çünkü sınıflı bir toplum gerçekliğimize yadsımadan bakacak olursak, her sınıfın ütopyası da, distopyası da farklıdır. Zenginler daha fazla zenginlik içinde oldukları bir gelecek dünyası, daha fazla güçlü oldukları bir ütopya kurgularken bu ütopya zengin olmayanların distopyasıdır. Emekçiler daha adil ve eşit koşullu bir gelecek dünyası, yoksulluğun bittiği bir ütopya kurgularken bu ütopya yoksul ve emekçi sınıftan olmayanların distopyasıdır. Tehlike sınıflaşmanın yanı sıra kutuplaşmış ütopya ve distopyaların birbirlerini nötrlemesi ve edilgen kılmasındadır.

Gerek ütopyalar için gerekse distopyalar için hiç gerçekleşmeyecek şeyler, gerçeklikten kopuk şeyler, kurgu ve hayal ürünü olarak da bahsedilmektedir. Fakat gelecek bir gerçektir ve gerçekleşecek olan her ne ise ya dünyayı kurtaracak ya da Nietzsche’nin dediği gibi “uçurum uçurum çağıracaktır.” Kurtarıcımızı da uçurumu da arayacağımız yer önemli bir kısmıyla ekolojidir. Ekolojik sorunsallıklar ile bir dizi distopya, ekolojik çözümler ile ise bir dizi ütopya üretmek için geniş bir alan mevcuttur. Dünyayı bekleyen ütopya da-distopya da şuan ne kadar parçalı da olsa insanlığın elinde ve ekoloji mücadelesindedir.

Ekolojik sorunlar ışığında dünyanın sürdürülebilir olmaktan çıktığını söyleyen savlar da mevcuttur, dünyanın sürdürülebilir olmasının önünde engel yok diyen ve sorunu, çözümü başka yerlerde arayan savlar da mevcuttur. Bütün bu mevcudiyetlerin içinde ise kaybolan gerçekliğimizdir ve gerçek olan ise dünyanın iyiye gitmediğidir. Bunun sebebi ise elbette nasıl ürettiğimiz-nasıl tükettiğimiz ve nasıl yaşadığımızdır. Kapitalizme pelesenk olmuş, üretim-tüketim ve yaşam döngüsü canlı olan ne varsa ölü metalara, sermayeye dönüşmektedir.  “Kapitalist üretim üstel (eksponansiyel) büyüme dinamiğine sahiptir. Bu dinamik tarihte görülmemiş bir üretim ve tüketim ortaya çıkarmış bulunmaktadır. Sermaye tuhaf bir tsunami gibi her şeyi akıl almaz bir hızla kapsamakta, meta kategorisine dahil etmekte, dönüştürmekte ve kendi suretinde bir dünya yaratmaktadır.”(1) İşte yaratılan bu dünya birçok krizin yanı sıra bir ekolojik kriz ortaya koymaktadır.

Bu kriz geleceğe bırakmadan, bugünden belli mekan ve insanlara beklenen distopyayı yaşatmaktadır. Yaşanılan sel felaketleri; evet bir felakettir ama doğal bir afet değildir. Yaşanılan orman yangınları bir felakettir ama bir doğal afet değildir. “Yaşadığımız felaketler için “doğal afet” demek imkansızdır. Zira bilimsel ve teknolojik gelişmişlik düzeyi bütün bu felaketler için tedbir alabilmemize, en azından İnsanlık’ın doğa için en büyük felaket olmasına mani olacak derecededir.”(2)  Dolayısıyla ütopya veyahut distopyaların geleceğe ve bugüne kattıkları anlam ve önemlerini yadsımadan, onlardan kopmadan yaşadığımız felaketlerin, ekolojik sorunların arka planını masaya yatırmak hem aradığımız cevapları bizlere verecektir hem de gerek ütopyalar gerekse distopyalar daha anlaşılır kılınacaktır.

Sadece doğa eksenli değil, toplumsal alışkanlıkların hizmet ettiği yer de kapitalizmdir ve problemlidir. Bu alışkanlıklara saygı ve sevgi de dahildir; ahlak da dahildir, hemen hemen yaşamın her alanına sirayet etmiş bir kapitalizm ve tüketim hakimiyetinden ötürü bizim topyekün dahil olduğumuz problemli bir hat mevcuttur. Bu hattı ekolojiden bağımsız algılayamayız. Ekoloji salt doğa, daha dar anlamıyla çevre sorunları alanına sıkıştırılmış –ki- gerçekte öyle değildir. Toplum da, birey de yani insanlar da diğer tüm canlılar gibi doğaya içkindir ve bu dünyanın yaşayan varlıklarıdır. Aslında kurgu da toplumlar yani insanlar üzerinden işleyen bir süreçtir. Kurguya gelene kadar bütünüyle dünyayı değiştiren ve dönüştüren de insanlardır. Fakat ekolojik denge-ekosistem bozulduğunda insan tek başına dünyayı idare edemediğini gördüğünde yok ettiği doğayı, canlıları, tükettiği ve ölüme terk ettiği ne varsa hepsine üstten bakmayı bırakacaktır ve kendini üstün varlık olarak görmekten vazgeçecektir; değişim ve dönüşümü salt kendine göre değil bütünüyle doğayı hesaba katarak yapmaya yeltenecektir lakin birçok şey için iş işten geçmiş olacaktır.

Bugün birçok şey için iş işten geçmişse distopya gelecekte değildir, bugün birçok şey için hala vakit varsa yine bugünün göstergeleri ile ütopya da gelecekte değildir, her ikisi de kapıdadır ve bugündedir. Geç kalmadan bugüne odaklanmanın ve yarınları beklemekten vazgeçmenin günüdür.

Gerçek distopya da- ütopya da ya hep birlikte batmak ya da hep birlikte düzlüğe çıkmaktır.

Kaynaklar:

1)Başka Bir Uygarlık İçin Manifesto, Yordam Yayınları, Fikret Başkaya

2)Ormanları Kapitalizm Yakıyor, Web, Cemil Aksu

Yazar Hakkında

Ramazan Korkut