Ekoloji

Başka Bir Dünya Nasıl Mümkün?

Tarafından yazılmıştır Ramazan Korkut

Ekoloji mücadelesinin yaşam mücadelesi olduğunun altını çizerek bir anlatı yapmak, daha iyi anlaşılmak adına önemli ve gereklidir. Çünkü doğa kendi kendini sistemli bir şekilde yenileyen ve devam ettiren bir düzene sahiptir. Düzensizlikler de bu düzene yani doğaya içkindir. Ve bu doğal, kendiliğinden düzen içerisinde yaşayan canlılar ve tabi bu canlıların içerisinde şuan doğaya hükmeden ve insan merkezli bir anlayışla hareket eden insanlar, doğayı hunharca tüketmeye ve tahrip etmeye devam ederse yaşam sürdürülebilir olmaktan çıkacaktır. Dolayısıyla ekoloji mücadelesi, yaşam mücadelesidir; bu tüketimin ve tahribatın karşısındadır.

 

Aynı zamanda ekoloji mücadelesi, derin nefes alarak ciğerlere çekilecek oksijeni geleceğe taşıma mücadelesidir, kar yağışı ile mikropların ölmesi, yağmurlar ile bereketin ve suyun artması, çiçeklerin yeşermesi, dolayısıyla iklim değişikliğini ve dengelerin bozulmasını durdurma ve iyileştirme mücadelesidir, doğru enerji politikası ile derelerin, nehirlerin ıslah edilmemesi, sel ve benzeri felaketlerin yaşanmaması mücadelesidir, betonun değil yeşilliğin mücadelesidir, başka bir dünya mümkünün mücadelesidir ve ekolojik mücadeleyi yaşam üzerinden, hayati önem ve önlemler üzerinden kurgulamak ve izole etmek, ayrıca başka bir dünya nasıl mümkün sorusunu açıklığa kavuşturmak elzemdir.

 

Birçok siyasal ideoloji veyahut yaşam felsefesi ile hareket eden farklı bireyler, farklı toplumlar ve farklı siyasal kurumlar yaşam mücadelesi olan ekoloji mücadelesi için başka bir dünya mümkün anlayışıyla farklılıklarını koruyarak; fakat bir kenara bırakıp ekolojik dengeyi kurtaracak düşünce, felsefe ve pratik üzerine tartışma yapmalıdır. Hatta bu tartışmadan sonra korunan farklılıklar da başka bir perspektife mutlaka dönüşecek, evirilecektir. Öteki türlüsü mücadelede yol kat etmeye çalışanların birikimleri bir anda suya düşüp en baştan başlanılabiliyor. Beş adım ileri atıp, on adım geri düşülebiliyor. Günü kurtarma pahasına ertelenen ne varsa, sonra ellere, ayaklara dolaşabiliyor. Bugün Türkiye’de ekoloji mücadelesinin aksayan yanlarının içinde buna dair serzenişler ve pratikler görülebilir.

 

Bireyler, toplum ve siyasal kurumlar üçgeni içerisinde Türkiye “Ekoloji mücadelesinin hem teorik düzlemde hem pratik düzlemde örgütlülüğü nedir?” sorusuna verilebilecek cevap ise kafa karışıklılığıdır. Elbette 2000’li yıllarla birlikte Türkiye’nin bir çok merkez ve taşra yerleşim yerlerinde ekoloji mücadelesi yerel bazda örgütlenmiş ve kısa vadeli-uzun vadeli mücadelelere girişmiş, belli kazanımlar elde etmiş veyahut kaybettiyse de mücadele ederek, bedel ödeyerek kaybetmiştir. Bu mücadelelerin bir kısmı mücadelelerine koymuş oldukları isimde ise hala çevrecilik ve ekolojik duruş arasında git/gel-ler yaşamaktadır.

 

Ve elbette Türkiye ekoloji mücadelesinin taşıyıcıları yani yaşam savunucuları yılmadan, yıkılmadan, örgütlenmeye, örgütlemeye, bilinçlenmeye, bilinçlendirmeye ve mücadeleyi geniş hatlarıyla algılamaya ve algılatmaya dair mücadelesine sekteye uğramayan çabasıyla devam ediyor. Fakat çabanın doğru yol ve yönde olması da toparlayıcı ve gelecekte ayakları yere sağlam basan bir hareket olma açısından da, sonuç almak açısından da önemlidir.

 

Ayrıca ekoloji mücadelesine sebep olan saikleri yaratan yani yaşamı tehlikeye sokan olgular ve güçlerin, mücadeleciler arasında bazı kesimlerce yarım yamalak kavranmış, geliştirilmemiş ve günü veya olayı kurtarma eksenli bir mücadele kurgusunun içerisine sıkışıp kalınmış olması, örgütsel veyahut bireysel çabayı sekteye uğratmasa da mücadelenin birçok unsurlarını veyahut birleşik hareket edebilme çabasını sekteye uğratmaktadır.

 

Hem ekolojist olmak, hem ilerici/kalkınmacı olmak karşıtlık mıdır? Çevreci olmak ile ekolojist olmak arasındaki çizgi veyahut çizgiler nelerdir? Kapitalist sistem içerisinde bir ekolojik denge, bir sürdürülebilirlik mümkün müdür? Hem Liberal-Muhafazakar-Kemalist-Sosyalist, vd. hem de ekolojist olunabilinir mi? Veyahut bütün bu gerçekliklerimizden çıkan soruları şuan pratikte nasıl idare ederek bir mücadele gerçekleştiriyoruz? Bütün bu sorular, doğru tartışma ve politik tavırlarla, bilimsel altyapısı olan cevaplarla desteklenirse ancak ekoloji mücadelesi önünü görür ve sürdürülebilir yaşam mücadelesinin yolu ancak o zaman doğa ve dengeler lehine sonuçlanır.

 

Bu yüzden yaşam savucularına, ekoloji örgütlerine, kapsamlı bir çalışma yapmak ve içeriğinde bir çok şeye açıklayıcı bir anlatım ve yol/yöntem getiren program/manifesto gibi bir yapıt çıkarma işi düşüyor. “Başka bir dünya nasıl mümkün?” sorusuna açıklık getirmek gerekiyor. Çünkü yaşamdan-ekonomiye, bitkilerden-insanlara, arılardan-kaplumbağalara kadar hayata dahil ne varsa, doğaya dair ne varsa, doğanın biyolojik çeşitliliğini, tüm güzel ve aksayan yönlerini, yaşamın tüm alanındaki ekolojik tasviri anlamaya dair açıklayıcı bir programa ihtiyaç vardır. Ekoloji mücadelesi ile var olan ideolojilerin arasındaki çizgilerin çizilmesine, karşıtlıkların belirtilmesine ihtiyaç vardır. Öteki türlüsü ertelenen ideolojik sorunlar ve bu sorunlardan birbirini idare eden mücadele yoldaşları eni sonu ayrı düşebiliyor. Ve ayrılıklar bir süreci yeniden en başa döndürebiliyor. Bu geri dönüşleri yapmamak adına ekoloji mücadelesini birey, toplum ve siyaset üçgeninde daha anlamlandıracak şekilde ve yaşamı kurtaracak biçimde dizayn edecek teorik düzlemde bir program çalışması kafa karışıklarını ve pratikteki aksaklıkları kısa vadede bir nebze de olsa giderecektir ve uzun vadede ekoloji mücadelesinin önünü açacaktır.

 

Bütün bu üstünkörü anlatımla varılmak istenen yer, ekoloji mücadelesinin içerisinde bir karmaşıklığın var olduğuna işaret etmektir. Evet ekolojik bir sorun mevcuttur. Doğa tahrip edilmektedir. Doğa hunharca tüketilmektedir. Doğal düzen, dengeler alt/üst olmaktadır. Dünya’da yaşam tüm canlıların aleyhine giden bir yolda ilerlemektedir. İnsanlar, iktidar ve sermaye düzeninin hegemonyası altında kendilerinin düşecekleri büyük bir çukur kazmaktadır… Fakat bunca bilinen gerçekliğin ve bu gerçeklerin uyandırdığı vaha:metin ötesinde direniş, mücadelenin kapsamı ve boyutu dağınık ve vahameti kavramış bir pratiği olmayan, Anadolu tabiriyle sallana sallana hareket eden bir durumdadır.

 

Elbette mevcut konjonktür birçok elzem konuyu ve yaşama dair olguyu insanların önüne koymakta ve insanlar bir hayat yaşamaya çalışırken bir yandan da bu mücadeleyi omuzlamaya çalışmaktadırlar. Fakat omuzlardaki sekter ağırlıkları atmalı ve mücadeleyi bütüncül bir kavrayışla ele alacak bir program için bir pratik ve sonrasında pratiğin içerisinden çıkacak bir teorik düzlem ortaya konulmalıdır. Ortaya konacak bu pratik ve teori ile her şeyin şimdiye kıyasla daha anlaşılır olması ve bu anlaşılırlıkla, örgütlülük ve mücadeleye koyulma eyleyeni ve eyleneni daha dirayetli ve sonuç alıcı kılacaktır. Bu bireyleri, toplumu ve siyasal kurumları da toparlayıcı bir etken olacaktır.

 

Ezcümle, bir ideoloji, düşünce, felsefe anlaşılmadığı veyahut anlaşılmak için çaba sarf etmediği sürece yerinde sayar, nitekim tercihi yerinde saymak olana da saygımız vardır. Fakat ekoloji mücadelesi yerinde saymayı kabul eden ve edebilecek bir hareket değildir. Dolayısıyla yaşadığımız ülkede birçok ideolojinin nasıl yanlış saptırmalarla dolu bir kabulünün olduğu gerçeği ile bakacak olursak, aynı sorun çukurunun içine düşmemek adına, mücadeleyi anlaşılır kılmak ve soru işaretlerini kaldıracak bütünlüklü bir hareket ve program koymak hem dünya hem Türkiye ekoloji mücadelesi açısından zaruri bir ihtiyaç olarak ekolojistlerin önünde durmaktadır. Hele ki, ekoloji mücadelesinde birleşik mücadele adımları atıp daha sonrasında kararlı ve işini bilen veya “Ne yapılması gerekir?” sorusuna cevap arayacak bir desturla hareket eden bir örgütlülüğün olamadığı pratikler ve olaylar ile olguları bilimsel ve gerçek olan somut tahayyüllere dayanarak açıklayan teoriler yoksa, mücadelenin birikimleri en ufak bir depreme dayanıklı değildir ya da yıkılma ihtimali ayakta kalmasına oranla daha yüksektir diyebiliriz. Ve bir afet olmamak adına daha örgütlü bir ekoloji mücadelesi için büyük buluşma yapılmalı ve başka bir dünya mümkünse “Nasıl?” sorusuna açıklayıcı bir cevap verilmelidir. Cevaplar verilmeli ve kafa karışıklıkları ile kopuk-dağınık örgütsel ilişkiler ve neyin mücadelesinin verildiği bilgisindeki çarpıklıklar giderilmelidir. O zaman başka bir dünya mümkünse, daha mümkün olur.

Yazar Hakkında

Ramazan Korkut