Edebiyat

Eşitsizliğin pençesindeki masumlar: ‘Çocuklar’

Tarafından yazılmıştır Hacer Karkin

Bugün hem yaşadığımız coğrafyada hem de dünyanın farklı bölgelerinde giderek artan; çeşitli toplumsal sınıfların ya da kişilerin yaşam koşulları arasındaki büyük ayrıma yani eşitsizliğe gün geçtikçe daha sık şahit olmaktayız. Küresel bir sorun haline gelen eşitsizlik; ekonomi, sağlık, eğitim, yaşam standardı vd. gibi birçok alanda kendini acı bir şekilde hissettirmektedir. Şüphesiz ki eşitsizliğin dışlayıcı ve ayrımcı sonuçlarına maruz kalan en dezavantajlı grup çocuklardır.

Dünya üzerinde her yıl milyonlarca çocuk, başta sağlık ve eğitim hakkı olmak üzere yaşam hakkı da dahil birçok haklardan eşit şekilde yararlanamamakta ve çeşitli yaşamsal faaliyetlerden mahrum kalmaktadır. Temel yaşamsal haklardan geri kalmış ve bu haklardan adil olarak yararlanmayan -özellikle- Afrika Bölgesi’nde hemen hemen her saat başı onlarca çocuk suya ulaşamadığı ve aç kaldığı için hayatını kaybetmektedir. Bölgede mevcut su kaynaklarına olan ulaşım sıkıntısı, suyu çıkarma sorunu, temiz suyun azlığı problemi ve besin kaynaklarının yetersizliği sorunsalı dünyada baş göstermiş olan eşitsizliğe kayda değer bir örnek olarak verilebilir. Bölgedeki çocukların fiziksel, ruhsal tahribata uğraması dünyadaki diğer çocuklara nazaran biraz daha talihsiz bir coğrafyada dünyaya gelmeleri onları eşitsizliğe bir adım daha yaklaştırmıştır. Eşitsizlik salt Afrika Bölgesi’nde vücut bulmamıştır, bu sorun kıtalar ve ülkeler arası olduğu gibi şehirler arasında da süregelmiştir. Yeryüzünün neredeyse her yerinde okula erişemeyen milyonlarca çocuk yanında, temel sağlık hizmetlerine erişimi olmayan, gıda ve fiziksel aktivite eşitsizliğini yaşayan çocuk vardır.

Bu sorun sadece fakir ülkeleri kapsamamaktadır ve dünyanın diğer zengin ülkelerindeki çocuklar arasındaki gelir dağılımı eşitsizliğinin varlığı da vurgulanmalıdır. Özellikle sanayi toplumlarında yaşayan, farklı ekonomik sınıflarda yer alan çocuklar arasındaki eşitsizliğin artış göstermesi göze çarpmaktadır. Gelişen teknoloji ve sanayi ile birlikte sosyal tabakalaşmanın artması ve içinde bulunulan sosyal şartların getirdiği adaletsizlikler çocuklar özelinde; yeteneklere, fırsatlara bakılmaksızın sadece emeğin sömürülmesi odak haline gelmiştir. Çünkü sosyal tabakalaşma bir eşitsizlik halinin ifadesidir. Tabakalaşmanın getirdiği gelir dağılımı eşitsizliği bireylerin ulusal gelirden adaletli pay alamamaları çocuk yaşta çalıştırılan işgücünü hedef almıştır. Eğitim alması gereken yaştaki çocuk akranlarından farklı olarak boyle toplumlarda zorla çalıştırılmaya başlanmış, emek ve hayatları sömürülmüştür.

Adil olmayan bir toplumda yaşayan çocukların bilişsel, fiziksel ve psikolojik gelişimleri etkilenmekte ve eşitsizlik mağduru çocuklar hayatı ön görebilme yeteneğinden yoksun bırakmaktadır. Bu gibi adaletsiz toplum, çocukların gelecek algısını etkileyerek onların zihinsel ve davranışsal fonksiyonlarını yerinde bir amaç için kullanamayan; yaşamlarının devam eden diğer kısmında rasyonel kararlar almakta zorlanan bireyler haline getirecektir. Eşit olmayan bir düzenin egemen olduğu toplumlarda yetişen çocukların genellikle bu eşitsizlik döngüsünü devam ettirecek biçimde yol izlemelerine neden olacaktır.

Toplumun nitelikli bir geleceğe sahip olabilmesinde etki payı çok yüksek olan çocukların gerek fiziksel gerekse ruhsal açıdan sağlıklı olabilmesi için gerekli koşulların sağlanmış olması önem taşımaktadır. Çocukların refahı alanında, onların yaşatılması, korunması, geliştirilmesi ve çocukların var olan olanaklara adil bir şekilde ulaşabilmesi için her bireyin ve her toplumun bu konuda bir farkındalık yaratması ve onların eşit şartlarda hayatlarına devam edebilmeleri için çocukları yaşam mücadelesinde öncelikleri haline getirmeli ve gerekli maddi-manevi destek sağlanmalıdır.

Yazar Hakkında

Hacer Karkin